Günümüzde toplumlar, çeşitli unsurları istismar edilmek suretiyle parçalanmak istenmektedir. Coğrafi konumu itibariyle dünyanın en önemli stratejik bölgelerinden biri olan TÜRKİYE bu özelliği nedeniyle yüzyıllardır çeşitli güçlerin gizli veya açık saldırılarına hedef olmuştur. Bu faaliyetler hala devam etmekte olup:iç ve dış düşmanlarla güzel ülkemiz parçalanmak istenmektedir.
Bu nedenle tüm bu yıkıcı faaliyetlere karşı devletimizin ve milletimizin temeli olan Atatürk İlke ve İnkılapları geleceğimizin teminatı olan çocuk ve gençlere çok iyi anlatılmalı, benimsetilmelidir. Çünkü, milletimizin geleceği ve mutluluğu ancak Atatürk’ün gösterdiği yolla mümkündür.
Bu gerçek, bilinerek veya kasıtlı olarak göz ardı edildiğinde veya çarpıtıldığında milletimizin başına neler geleceğini çok yakın tarihimizdeki olaylar göstermiştir. O günleri yeniden yaşamak istemiyorsak, gençliğimizi Atatürkçü Düşünce doğrultusunda yetiştirmemiz gerekir.
Gençlik çağı, kişinin çocukluk ile olgunluk arasında hayat tarzına şekil veren bir geçiş dönemi olduğuna göre; bu dönemde genç sosyalleşmenin ve kendini kabul ettirmenin yollarını arayıp bulmakla uğraşır. Bu çağda, kişilik kazanma ve rehberlik kurumları gelişmişse gencin tahripkar tutum ve davranışları artabilir. Halbuki bu dönemde kültür değerlerinin tahrip etmeden yetiştirebileceğimiz gençliğin dinamizmi toplumun gelişmesinde büyük bir rol oynar. Özellikle ülkemiz gibi geçiş döneminde bulunan ve hızlı sosyal değişmelere sahne olan ülkelerde gençliğin sağlıklı olmayan şekillerde yetiştirilmesi, yabancı ideolojilerin onların irade ve yeteneklerine etkisi ile tahrip ve teröre yönelik sosyal ve ekonomik kalkınmada dondurucu ve sabote edici bir nitelik kazanmalarını sağlar. Gençliğin bu tür davranışlarında iç ve dış odaklarca topluma karşı kullanılmaları mümkün olacaktır.
Bu nedenle, gençliğimizi Atatürkçü Düşünce doğrultusunda yetiştirmeye ilkokul çağından başlamamız gerekir.
Özellikle izcilik faaliyetleri içinde, çocuk başka etkenlerin etkisinde kalmayacağından örnek olarak aldığı liderden gördükleri ile bu yola sağlıklı olarak kanalize edilecektir.
Bu konudaki ilk uyancı talimatın, daha Milli Mücadeleden önce “Yurt savunması bakımından bu derece ehemmiyeti olan izcilik, ferdi ve Milli Eğitim bakımından da o nispette önemlidir” diyen Atatürk’ten geldiğini görüyoruz.
Atatürk, gençlikten vatan ve millet sevgisi ile birlikte, Türkiye’yi gelişmiş medeniyetler seviyesine çıkarabilmek için yoğun bir çalışma temposu beklemektedir. Bu konuda “Gençler, siz almakta olduğumuz tersiye ve İrfan ile insanlık meriyetini vatan muhabbetinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız.” der.
Gençliği milletleri yaşatacak sürekli kılacak ve milli kültürü daha sonraki nesillere aktaracak bir kuvvet olarak gören Atatürk geleceğin kuşaklarına demokratik bir ruh aşılayabilmek düşüncesi ile 23 Nisanı Türk Çocuklarına, gençlere duyduğu güveni gösterebilmek için de onlara CUMHURİYET’ i emanet etmiştir. Onlara gereken önemi veren ve Samsun’a çıktığı gün olan “19 Mayıs’ı bayram olarak armağan eden de Atatürk değil midir?”
Atatürk’ün şu sözleri gençliğin nasıl yetiştirilmesi gerektiği konusunda bugün dahi bizlere ışık tutmaktadır. “Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri tahsilin hudutları ne olursa olsun; en evvel Türkiye’nin istikbaline, kendi benliğine, milli geleneklerine düşman olan unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir. Bu unsurlarla mücehhez olmayan fertlere hayat ve istikbal yoktur”
Bu fikir içinde olan Atatürk’ün, Milli Mücadelenin en bunalımlı günlerinde; 15 Temmuzda “Milli Eğitim Kongresi” için topladığı öğretmen ve idarecileri “Milli Eğitim Programı yapmaya davet edişi dikkat çekicidir. Bu programın ana hatlarını bizzat devrim hürafalarından, doğudan ve batıdan gelen tüm etkilerden tamamen uzak milli geçmiş ve tarihimizle uyumlu bir kültür kastediyorum. Çünkü, davamızın tamamen inkişafı ancak böyle bir programla temin edilebilir” demiştir.
“Dünyada her şey için, medeniyet için, başarı için en hakiki mürşit ilimdir” derken Atatürk, gençliğin ilim, akıl ve mantığı rehber olarak almasını, modern fikirli olarak yetişmesini istemektedir.
Bu nedenle çağdaş bilime, teknolojiye değer verme Atatürkçü düşünme sisteminin temel özelliklerinden biridir.
Görüldüğü gibi Atatürk, maddi kalkınmaya paralel olarak yürütülecek bir kültürel gelişmeyi istemektedir. O, Türk Gençliğin sadece ilim ve tekniğe yönelmesini yeterli bulmamış, ilim, teknik ve gelişmeleri yürütecek vatan sever, öz değerlerine bağlı bir gençliğin yetiştirilmesini şart koşmuştur.
Onun bahsettiği ve özlediği gençlik, ayrı, ayrı idealler peşinde koşan. bölünmüş ve parçalanmış bir gençlik değil; aksine Türk Milletinin ortak ideallerini temsil çıkartacak, yarınki toplumun temellerini sağlamlaştıracak bir gençliktir.
Bu bakımdan Türk Gençliğine hedef olarak gösterilen, izciliğin temel prensiplerinde bulunan ATATÜRKÇÜLÜK daima ileriye, daima doğruya, daima faydalıya yönelmek, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşmak yansında daima kendi kültür değerlerini ve milli özelliklerini kaybetmeden bir gelişme iççinde olmaktır. Zira, Atatürk’ün vurguladığı gibi “Milli benliği olmayan milletler, başka milletlerin avı olurlar.”
Bu bakımdan Atatürk’ün hedeflediği gençliğin, hem çağdaş olmayı, hem de kendi milli benliğine sahip çıkması gerekir. Bu iki fikir birbirinin zıttı değil, aksine birbirini tamamlayıcısıdır.
Çünkü Atatürkçülük; kendi milletinin tarihini, kültürünü, ahlakını iyi bilmeye, onlara sahip çıkmaya, onlardan aldığı güçle ileriye, yeniye doğru koşmayı, çağının bilim ve teknolojisine ulaşmayı, çağdaş uygarlık seviyesinin üzerine çıkmayı emreder.
Atatürk’ün gençliğe verdiği önemi: Cumhuriyet’ i yıkmak isteyecek iç ve dış düşmanlara karşı vazifeye atılmak içinde bulunacağın imkan ve şeraitini Türk istikbalini ve Türk Cumhuriyet’ ini ilelebet müdafaa ve muhafaza etmek için, uyanık bulunacak, düşünmeyeceksin. Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur” sözleri ile Gençliğe Hitabesinde görüyoruz.
Tabi ki Cumhuriyet’ in emanet edildiği, Atatürkçü bir düşünce ile eğitilmiş bu gençlik, bayrağına, Milli Marşına, Milli Değerlerine, ülkenin bölünmezliğine ve Devletin devamlılığına karşı duyarlı, yıkıcı ve bölücü ideolojilere karşı nemelazımcı olmayacaktır.
|